Bilimsel Araştırma

Hadisler ve Mehdi Konusuyla İlgili Çarpıtmalar Hakkında

386 kere okundu


 Hadisler, başlı başına ciddi bir araştırma konusu olduğu halde “müslümanım” diyenlerin çoğu, Kur’an ayetlerini doğru bilmediği gibi hadisleri de gerekli ciddiyetle incelememiştir. Bu yüzden de çeşitli sıkıntılar, karışıklıklar ortaya çıkıyor ve birileri hadislerden istediklerini seçip, istemediklerini reddediyor ve seçtiklerini de istediği gibi yorumlayıp kullanmaya çalışıyor. Hiçbir şeyden haberi olmayıp müslüman olmaya çalışan insanlar da bunlar tarafından aldatılabiliyor, yanlış yönlendirilebiliyor.

 Oysa hadisler konusunu inceleyecek biri, önemli bir ilmi çalışma içine girmek zorundadır. Çünkü kaynaklar nelerdir, ne kadar kaynak vardır, hangi kaynaklar doğrudur, hangileri ne ölçüde güvenilirdir, hadisleri kimler kimlerden aktarmıştır, hadislerin güvenilirliğini tespit etmede izlenen yöntemler nedir, hangi hadisin uydurulduğu hangi ilmi yöntemlerle anlaşılıyor, bunların hepsi bilinmelidir.

 Bununla beraber bir kısım insanlar da hadislerin dini kaynak olarak görülüp görülemeyeceğini tartışıyor. Kimisi hadisleri tamamen kabul etmiyor, kimisi ilmi ciddiyetten uzak bir şekilde istediklerini alıyor ve onları kullanmaya çalışıyor, kimisi de ne yaptığının bile farkında olmayarak hem hadislerdeki bazı konulara uyduğunu zannediyor hem de hadislerin dini kaynak olarak görülmeyeceğini söylüyor.

 Mehdi konusu da tam bu kafa karışıklığından ve bilgisizlik ortamından istifa edenler tarafından çıkar amaçlı kötüye kullanılıyor. Önüne gelen, istediği hadisleri alıyor istemediklerini almıyor ve aldıklarının da önünü arkasını istediği gibi kesip sonra da yorumlayarak kendini “Mehdi” gibi göstermeye çalışıyor.

 Tarihte bunun birçok örneği olduğu gibi günümüzde de çok fazla örneği var maalesef. Bilgisi ve imanı zayıf olanlar da gidip, o kendini Mehdi olarak göstermeye çalışanlar tarafından aktarılan hadislerin aslını, tamamını, önünü ve arkasını, kaynaklarını araştırmadığı ve o hadisleri esas kaynaklarından incelemediği için aldatılıyorlar. Aslında hadislere bile değil, sadece aldatanın yorumlarına inandıklarının farkında bile olamıyorlar. Bu da onlara, sorgulamamanın bir cezası oluyor.

 Öncelikle, Mehdi’nin geleceğini kabul eden bir insan, hadisleri kesinlikle dini kaynak olarak kabul etmek durumundadır. Çünkü Mehdinin anlatıldığı kaynaklar, hadis kaynaklarıdır. Ama işlerine gelmediği için hadislere göre yaşamayı reddedip sonra da kafalarına göre mehdi hadisleri seçip alarak çelişkiye düşenler var. Bu iki yüzlülüktür, samimiyetsizliktir. Hadislerle gelen bir konuyu kabul eden biri, hükümlerle ilgili olan diğer hadisleri de kabul etmeli ve ona göre yaşamalıdır.

 “Mehdi ile müjdelenin” şeklinde bir hadis aktarıp “işte bu hükme uyuyoruz” demek ama aynı zamanda diğer hadislerde emredilen, yaşantımızla ilgili çok sayıda hükme uymayı kabul etmemek ve “sadece Kur’an’da bildirilen hükümlere uyulur” demek iki yüzlülüktür, çelişkidir. “Mehdi ile müjdelenin” hadisi de bir emirdir, hükümdür; peki bunlar nasıl “hüküm konularında sadece Kur’an’a uyulur” diyorlar aynı zamanda? Bu, insanların ve özellikle müslümanların aklıyla alay etmektir.

 Bununla beraber Mehdi konusu, hadis konusunda uzman alimlerin bile tartıştığı, hakkında farklı farklı görüşlerin belirtildiği bir konudur. Bunu imanın şartı olarak görmedikleri gibi, mehdi ile ilgili hadisleri güvenilir hadisler olarak görmeyenler bile var.

 Mesela hadisleri günümüzde en güçlü şekilde savunanlardan biri olan Prof. Dr. Halis Aydemir, “Hadis ilmi açısından Mehdi’yle ilgili hadislerde ciddiye alınacak bir rivayet yoktur!” başlıklı bir videosunda bundan bahsediyor.

 Yine günümüzde hadisleri en iyi bilip, Mehdi’nin geleceğini de en güçlü şekilde savunanlardan biri olan İhsan Şenocak, “İhsan Şenocak Hoca Mehdi Aleyhisselam Hakkındaki Sohbeti” başlıklı videosunda Peygamberimizin, mehdinin adı için “Muhammed bin Abdullah olacak adı” dediğini ifade ediyor.

 Hadis kaynaklarına göre böyle zaten; adının Peygamberimizin adına, babasının adının da Peygamberimizin babasının adına uyduğu anlatılıyor. Bazı kaynaklarda da; ismi Ahmed, babasının ismi Abdullah olarak aktarılıyor.

 Hadislere göre mehdinin ismi; Şeybe, Zeyd, Haşim, Galib, Huzeyfe, İlyas gibi dedelerinden birinin veya diğer dedelerinden birinin ismi değildir. Bu sahtekârlıklar bile yapıldı. Mehdinin adının, dedelerinden birinin adı olduğunu söylemek ve sonra da birini seçmek de tam bir çarpıtmadır, sahtekârlıktır, bunun hadislerle bir alakası yoktur. İsteyen herkes, her devirde bu tip yöntemlerle kendini mehdiymiş gibi göstermeye çalışabiliyor.

 Aynı şekilde, hadisleri savunan Nureddin Yıldız da “Mehdi Kimdir?” başlıklı videosunda Mehdi için “Adı, Resulullah (s.a.v)’ın adı olan Muhammed, Ahmed’den biri olacak. Babasının adı da Abdullah olacak.” diyor.

 Hadisler konusunda uzman olan Yalova Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nden Doç.Dr. Ebubekir Sifil de “Hz. Mehdinin Faaliyetlerinin Kısaca Tarihi Seyri” başlıklı videoda, mehdinin Medine’de ve Mekke’de bulunacağını şu sözleriyle anlatıyor:

 “Medine’de olacak, oradan Mekke’ye gidecek. Mekke’de onun etrafında insanlar toplanacak, ona mehdi olduğunu söyleyecekler. Kabul etmeyecek, zorla biat edecekler. Gönüllü gönülsüz sonunda ikna edecekler, kabul edecek. Sonra müslümanların, Ümmet-i Muhammed’in başına geçecek.”

 Konuyla ilgili olarak mesela, hadis kitabı olan Sünen-i Ebu Davud’un Mehdi ile ilgili bölümünde yer alan hadislerin incelenmesini önerebilirim.

 Hadisleri çarpıtanlar, yorumlayanlar, ekleme ve çıkarmalar yapanlar, hadis uyduranlar ise kendilerini mehdi gibi göstermek için Allah’tan hiç korkmadan mehdiyi kendi bulundukları yerde göstermeye çalışıyorlar. Bu, hep bu şekilde yapılmıştır; sahtekârlar hakikatleri, bin türlü kelime oyunu, demagoji ve tahrifatlarla olduğunun tam tersi şekilde gösterip cahil kitleleri kandırabilmişlerdir. Hadisleri araştırmak isteyen müslümanlar, bu konuyu da ciddiye alarak özgür bir şekilde kendi araştırmasını yapmalıdır.

Onur Mustafa Ezber

18420cookie-checkHadisler ve Mehdi Konusuyla İlgili Çarpıtmalar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir